10 Haziran 2007

11 ağustos the good, the bad & the queen istanbul konseri


Bir süredir last.fm'de görünen bir konser bu. Converse sponsorluğunda Parkorman'da gerçekleşeceği söyleniyor. Gördüğünüz gibi afişi de var (Damon Albarn'ın isminde küçük bir hata var). Ön gruplar Mor ve Ötesi, Dandadadan ve Fungu olarak belirlenmiş.
Aslında grubun resmi sitesinde ve myspace sayfasında henüz İstanbul konseriyle ilgili bilgi yok, ama grubun resmi açıklaması da yakındır diye tahmin ediyorum. Zira bir değil birkaç kişi konser haberini doğruluyor. Afişte Biletix görünüyor ama henüz Biletix'te bir bilgi yok. Parkorman'da da bir önceki gece Paul Young konseri var. Paranoyayı bırakayım, evet bu adamlar İstanbul'a gelecek!
Peki ne bekleyebiliriz bu konserden? Albümün tamamının çalınmasını bekleyebiliriz doğal olarak. Belki bir iki tane de b-side. Blur veya The Clash coverı hayalleri kurmak güzel olsa da gerçekleşeceğini sanmam. Sonuçta bisle birlikte maksimum 15 şarkılık bir performans olur gibi geliyor. Gönül ister ki konser 2 bölüm olsun. İlk bölümde The Good, The Bad & The Queen şarkıları, ikinci bölümde Blur, The Clash hatta The Verve coverları olsun. Yine de bu adamların ilk Türkiye konseri olduğu için içimde bir umut var.
Takipteyiz.

***Evet, youtube'da yaptığım arama sonucunda Paul Simonon'un Guns of Brixton'ı söylediğine şahit oldum. Başka cover bulamadım.

devamı...

06 Haziran 2007

Live Earth mevzuu


Bu yazın heyecan verici organizasyonlarından biri de Live Earth. 7 Temmuz'da küresel iklim krizine ilgi çekmek amacıyla New York, Londra, Johannesburg, Rio De Janeiro, Şanghay, Tokyo, Sidney, Hamburg ve İstanbul'da tüm gün sürecek büyük bir konserler dizisi gerçekleşecek ve birçok televizyon kanalında canlı yayınlanacak.
Organizasyonun İstanbul ayağında kimlerin yer alacağı henüz belli değil, biletler de yakında satışa çıkacak. Şimdilik diğer şehirlerdeki isimleri inceleyip spekülasyon yapabiliriz ancak =)
New York
Gözüme çarpan isimler Smashing Pumpkins, The Police, Sheryl Crow, Roger Waters, Dave Matthews Band, Bon Jovi...
Londra
Red Hot Chili Peppers, Razorlight, James Blunt, Genesis, Foo Fighters, Duran Duran, Bloc Party, Madonna, David Gray, Black Eyed Peas, Snow Patrol, Keane, Damien Rice, Beastie Boys...
Hamburg
Chris Cornell, Snoop Dogg, Reamonn...
Sidney
Wolfmother, Crowded House...
Tokyo
Linkin Park...

Şanghay, Rio De Janeiro, Johannesburg ve İstanbul lineup'ları belli değil. Radikal'in haberine göre 12 Haziran'da yapılacak bir basın toplantısıyla açıklanacakmış İstanbul lineup'ı. Geçen hafta sanırım Sabah'ta yayınlanan bir yazıdaysa Rammstein, Iron Maiden ve George Michael'ın ismi geçiyormuş. Ben de tamamen işkembeme dayanarak U2 gelecek diyorum. Spekülasyonu seviyorum.
Bu arada Live Aid ve Live 8'i organize eden Bob Geldof, "Live Earth küresel ısınmaya somut çözümler getiremedikçe, ülke yönetimlerine gerekli kararları aldıramadıkça büyük bir pop konseri olmaktan öteye gidemez" demiş, Al Gore'a yüklenmiş.


Mutlaka ==> liveearth.org
liveearth.msn

devamı...

nihayet AIR konseriyle ilgili bilgilendik


Bir süredir AIR konseri dedikoduları dolaşıyordu, hatta last.fm'de Babylon'da olacağı söyleniyordu. Nihayet konserin tarihi ve yeri kesinleşti. 24 Temmuz Salı akşamı Kuruçeşme Arena. BKM ve Lounge FM işbirliğinin ürünü. Biletler henüz satışa çıkmamış.
Takipteyiz.

devamı...

31 Mayıs 2007

Rock 'N Coke line-up'ı (kısmen) açıklandı!


Beşinci yıl şerefine yeri göğü inletip bizi yerlere sermesini temenni ettiğim Rock 'N Coke'tan resmi bir açıklama geldi nihayet.
Smashing Pumpkins, Manic Street Preachers ve Chris Cornell isimleri zaten biliniyordu. Bloc Party, Kaiser Chiefs ve Interpol'ün de adı geçiyordu ama kısmetimize Franz Ferdinand çıktı. Açıklanan diğer isimlerse Within Temptation (Hollandalı metal grubu), Pentagram, Rashit + Teoman (ilginç olacak gibi), Hayko Cepkin, Özlem Tekin ve daha birçok yerli grup. Bunlar sadece ana sahnede olanlar, alternatif sahne ve diğer bilgiler için festivalin sitesine bir bakıverin ==>Rock 'N Coke Resmi Sitesi
Önemli haberleri verdikten sonra biraz da yorum yapalım. Yapmayı en sevdiğim şeylerden biri zaten konser ve festival kritiği. 4 büyükleri teker teker ele alıyorum.

Smashing Pumpkins: Haberi ilk aldığımda birkaç saniye paralize olmama neden oldu bu isim. 90'ların en önemli isimlerinden, rock tarihinin kilometre taşlarından biridir kanımca SP. James Iha ve D'arcy Wretzky'nin eksikliği hissedilecek olsa da Billy Corgan'ı kanlı canlı görebilmek, hayatımızın değişik dönemlerine soundtrack olmuş şarkıları dinleyebilmek için kesinlikle kaçırılmaması gereken bir fırsat, zira kendilerini bir daha görebileceğimizi sanmıyorum. 7 yıl aradan sonra (kısmen) birleşip turneye çıkan bu adamları görmek tarihi bir an olacak benim için. Kendilerinin Reading Festivali'nin son gününün headliner'ı olduğunu da belirteyim. Pumpkins'i headliner olarak yetersiz bulanlarla özel olarak görüşmek isterim.

Manic Street Preachers: İkinci şok. Festivalin ikinci günü kendilerini tanıyan ve tanımayan herkesi olduğu yere mıhlayacak Manics. Söyledikleri ve yaptıklarıyla çok sağlam bir yerde durdular her zaman, sahneyi sallamayı da ihmal etmediler. Sekizinci stüdyo albümleri Send Away The Tigers İngiltere albüm listesine 2 numaradan girdi (1 numarada ergen Arctic Monkeys var). Coca Cola sahnesinde Dead Kennedys MTV Get Off The Air diye bağırtmıştı bizi, Iggy Pop kameralara saldırmıştı. Manics de The Masses Against The Classes diye haykırırken sanırım adrenalin seviyesinde ani bir yükseliş olacak, If You Tolerate This'i söylerken binlerce kişiden çıkan enerji uzay boşluğunda nelere sebep olur bilemem. Evet heyecanlıyım. Manics'in bu yaz Glastonbury'de de yer aldığını ekleyeyim.

Chris Cornell: İşte benim için bu yılın en büyük ismi. Coşkuyla karşılanmamasını anlayabiliyorum, çoktan unutulmuş çünkü Temple of the Dog, Soundgarden. Yaşasın artık Arctic Monkeys var!
Hani 90'larda rock dünyasını değiştiren bir Seattle müziği vardı, işte onun 4 büyüğünden birini dinleyeceğiz canlar! Hatta hayatta kalan iki kişisinden birini. Audioslave'in dağılmasından sonra solo çalışmasına hız verdi Cornell ve ikinci solo albümünün turnesi kapsamında İstanbul'da olacak. Bu sadece solo albümden şarkılar dinleyeceğimiz anlamına gelmiyor. Temple of the Dog, Soundgarden, Audioslave, Chris Cornell şarkıları + coverlar. Muhtemelen Michael Jackson'un Billie Jean'i de. Chris Cornell'ın sesiyle ilgili sorunlar yaşadığı biliniyor, grunge'ın bu en güçlü seslerinden birini duyabilmek için bunun dışında başka şansımız olmayabilir.

Franz Ferdinand: 4 büyük isim içinde beni hayal kırıklığına uğratan tek isim. FF Türkiye'ye 2004-2005'te gelmeliydi, o zaman gerçekten benim için bir anlamı olurdu. İkinci albümleriyle benim gözümde (maalesef) ilk albümden sonra bocalayan grup kategorisine girdiler. Onları izlerken çok eğleneceğimi, tepineceğimi biliyorum, ama gelmesi greekne grubun onlar olmadığını düşünüyorum. Kaiser Chiefs için de aynı şey geçerli. İnsanlar uzun zamandır Interpol'ü bekliyor, Bloc Party de ideal bir grup. Benzer grupları düşündüğümüzde bu iki isimden biri gelseydi (veya gelirse) kaymak gibi olacaktır.
Ayrıca! Festivalin ikinci günü Franz Ferdinand, Manics'in üstünde görünüyor ki bu bence oldukça komik.

En fazla 1-2 tane daha yabancı grup ekleneceğini düşünürsek (onlar da bu ayarda olmayacaktır herhalde), herkes gibi biz de temennilerimizi belirtelim. Özellikle Reading'den transfer peşindeyiz: Nine Inch Nails, Arcade Fire, Kings of Leon, Klaxons ve şahsıma özel bir performans için Dinosaur Jr. Arz ederim.

Not: "Biz" dediğim yerde aslında "ben" diyorum.

devamı...

25 Mayıs 2007

agresif zıplama seansı: the automatic istanbul konseri


18 Mayıs Cuma gecesi Studio Live'da bir avuç insanla birlikte izledik The Automatic'i. Seyircinin azlığına rağmen beklediğimizden çok daha yüksek bir perfomansla karşılaştık.
Geceyi Suitcase açtı. Bol bol Morrissey ve The Smiths coverı dinlettiler bize. Peşinden The Automatic çıktı sahneye. Açılış şarkısı By My Side'la birlikte klavyeci ve geri vokal Alex Gregor Pennie'nin şovu başladı. Konseri ortalama olmaktan kurtaran ve hatırlanacak bir punk performansı haline getiren kesinlikle Johnny Rotten aromalı Alex'ti.
Minicik sahnede adım atmadık yer bırakmadı, seyircilerin arasına daldı, birkaç kişiyle dalaştı, mikrofonu birinin kafasına indirdi, tükürdü, küfür etti, sahneyi terk etmeye niyetlendi, geri döndü ve seyirciyi kışkırtmaya devam etti. Basçı ve lead vokal Rob sakindi, gitarist Frost da hemen önündeki seyircilere oynadı konser boyunca. Davulcu Iwan'a ise hiç ilgi gösteremedim.
Kendi şarkıları dışında bir Talking Heads bir de Kanye West coverı çaldılar. Hayli agresif geçen konserde, zaten sapıtmaya eğilimli olan Pennie'nin bu kadar coşmasında özellikle ön ortadaki seyirci grubunun etkisi vardı. Adam ne zaman onlara doğru eğilse tutup aşağı aldılar. Gerçi bazen samimiyetin dozunu kaçırdılar. Neyse ki Pennie pek naz yapmadı.
Şaşırdığım şeylerden biri seyirci sayısının azlığı, bir diğeri de tuvalette saatlerce makyaj yapıp sahne arkasına sızmaya çalışan yüksek topuklu kızlardı. Mekandan çıkarken grubun görevlilerinden biri sahne arkasındaki kızlardan dert yanıyordu. Seyirciler arasında Hakan Tamar da vardı, ilerleyen saatlerde dj'lik de yaptı sanırım.
Setlisti de verelim:

By My Side
Raoul
On the Campaign Trail
Seriously Guys I Hate You
Life During Wartime (Talking Heads)
Lost At Home
Monster
Keep Your Eyes Peeled
Team Drama
You Shout, You Shout, You Shout
That's What She Said
Gold Digga (Kanye West)
Recover


Konser Fotoları

devamı...