müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Haziran 2008

leonard cohen: i'm your man


Lian Lunson'ın 2005 tarihli Leonard Cohen belgeseli. Film, 2005'te Sydney'de gerçekleşen "Came So Far For Beauty" başlıklı Leonard Cohen tribute konserinden performanslar, projede yer alan sanatçılar ve Cohen'in kendisiyle röportajlardan oluşuyor. Filmin sonunda bir de Cohen ve U2'dan "Tower of Song" icrası var.
Cohen şarkılarını yorumlayanlar röportajlarda onunla nasıl tanıştıklarını, kendileri için önemini ve projeye nasıl dahil olduklarını anlatıyorlar. Bağlama unsuru gibi kullanılan Bono ve The Edge röportajları da Cohen'in kendileri üzerindeki etkisi üzerine çoğunlukla. Açıkçası bu son röportajları pek gerekli bulmadım, sondaki performansa hazırlık için serpiştirilmiş. Asıl önemli olan tabii Cohen'in kendi hayatı, şiiri, müziği üzerine konuşmaları. Beautiful Losers'ı yazdığı Yunanistan günleri, neden hep takım elbise giydiği, ailesi ve çocukluğu, babasının ölümüne yaklaşımı, dinin yaşamındaki yeri, şarkılarının nerelerden kaynaklandığı... Cohen röportajları gayet samimi ve tatmin edici. Cohen'in sahne adamı, kadınların sevgilisi imajı hep vurgulanırken kendisi 10000 gecelik yalnızlığı boyunca buna güldüğünden bahsediyor.
Filmin geneline hakim olan, sahne tasarımıyla da uyumlu pembe renk görsel bütünlüğü sağlamış. Cohen'in fotoğrafları, çizimleri ve elyazıları röportajlara eşlik ediyor. Beni zaman zaman rahatsız eden tek şey, sahnede gördüğümüz kişilerin yanında ilgisiz duran Bono ve The Edge röportajlarıydı. Onlar da nihai Tower Of Song'la bir yere bağlanıyor dediğim gibi.
Peki sahnede kimleri izliyoruz? Nick Cave, Rufus Wainwright, Kate&Anna McGarrigle, Martha Wainwright, Beth Orton, Linda Thompson, Teddy Thompson, Jarvis Cocker, The Handsome Family, Julie Christensen, Perla Battala. U2&Cohen işbirliği asıl konserde yok, özel tasarlanmış bir sahnede çekilip eklenmiş.
Toplamda baktığımda bence hoş bir film. Cohen'in close-up'larla bezeli samimi konuşmalarında içini açtığını hissettim. Adamın anlattıklarıyla bir yandan sahnede gördüğümüz müziği ve sözlerini bir arada algılamak, neyin nereden çıktığını görerek şiiri daha iyi kavramayı sağlıyor.

devamı...

07 Mart 2008

RIVULETS, Karanlıklar Prensi Nathan Amundson


Rivulets, Nathan Amundson un minimalizmin doruklarında müzik yaptığı oluşumun ismi.Tam bir karanlıklar prensi olan Nathan şarkılarıyla dinleyenleri karamsarlığın en güzel yanlarını yaşatabiliyor.Rivulets nin müziği ağır bir slowcore havasında.Dinleyince Boduf Songs u, Jessica Baillif i hatırlıyorsunuz.Ama bana kalırsa Rivulets nin müziği Nathan ın kendine benziyor.Şarkı söyleme biçimi, güçlü gitar vuruşları dinlerken sizi onun karanlık sularına doğru götürüyor.Benim için Rivulets ilk dinlemye başladığım zamanlarda You've Got Your Own epsindeki "Waited for you " şarkısıydı.Aralıksız dinlediğim bu şarkı beni Rivulets ye bağladı ve daha sonra sırasıyla "Debridement", "You are my home","Rivulets","Thank you Reykjavik" albümleri ve "To be home", "Motionnig","Happy ending","Will you be there", An evil","There is nothing i can do","Barreling Towards Nowhere Like There's No Tomorrow" şarkıları geldi.Eğer ağır ama etkili bir vokal ve gitarın -müziğin yavaşça yükselmesini -güçlenmesini seviyorsanız ve hafife alınmayacak sözleri dinlemek istiyorsanız Rivulets yi şiddetle tavsiye ediyorum.
-Rivulets-

devamı...

20 Şubat 2008

At swim two birds


Uzun süredir yazmıyorum ve günah çıkartır gibi birden yazı yazmak ve arınmak istedim.Ara verdiğim grup ve müzik inceleme deliliğime "At swim two birds" ile başladım.Garip bir tüketim çılgınlığına dönen müzik dinleme durumum beni zorlamıştı ki özlem duyulacak müzik ile dolma hissi kendi yolunu buldu.Bu kadar giriş zırvalamasından sonra At swim two birds e dönebilirim. At swim two birds Roger Quigley in solo çalışması.Roger Quigley ise bilenlerin aklına Manchesterlı grup The Montgolfier Brothers gelicektir.Mark Tranmer ile birlikte Roger grupla birlikte devam ederken her iki grup elemanı aynı zamanda yalnız başlarına da müzikle uğraşmıştır.Her neyse yazı konum olan At swim two birds e dönersem eğer ilk dinlemede dream havası aldığımı söyleyebilirim.Genelde dinlemekten zevk aldığım post-rock olmayışı beni yıldırmadı ve dinledikçe Roger Quigley nin bir süredir dinlediğim Returning To The Scene Of Crime...albümüyle aslında dreamden öte birşeyler yaptığını farkettim.Şarkı sözlerine baktığımda ise onun da arınma ile başının derte olduğunu düşündüm.Albümdeki "In bed with your best friend" dinlerken Roger ın sesini dinlemye seven için hayli doyurucu olabiliyor fakat sözleri ... bu cümleyi bitirmiyorum şarkıyı dinleyenlerin kendisinin doldurmasını tercih ediyorum.Albümdeki favorim ise albüme ismini de veren Returning To The Scene Of Crime dır.Uzun uzadıya yazmayı sevemediğim grup ya da müzisyen tanımlamasına burada son veriyorum.Son olarak dream ve slowcore dan hoşlananlar için bu albümü önermeden geçemiycem.

devamı...