Uzun zamandır yazmak istediğim bir grup Glasgowlu The Twilight Sad. Vokalde James Graham, gitar ve akordiyonda Andy MacFarlane, bas gitar ve glockenspiel'de Craig Orzel, davulda Mark Devine'den oluşuyor. İlk albümleri Fourteen Autumns & Fifteen Winters, 2007'de çıktı.
Albümü dinlerken çok katmanlı bir müzik tarafından sarıldığımı hissediyorum. Yükselip alçalan elektrogitar dalgaları arasında davul ve ziller. James Graham'ın güçlü sesi ve belirgin İskoç aksanı, şarkıları daha zevkle dinlenir hale getiriyor. Albümde çoğunlukla sakin olsa da sahnede agresif bir vokali var.
Şarkı sözleri Graham tarafından yazılmış. Albüm kapağından da anlaşıldığı gibi aileye karşı bir öfke, hayal kırıklığı, insanlara inançsızlık mevcut karanlık şarkı sözlerinde. Graham, ikinci albümde sözlerin daha da karanlık olduğunu söylüyor, ayrıca daha gürültülü olacakmış. Geçtiğimiz yıl, albümdeki bazı şarkıların farklı versiyonlarının yer aldığı Here, It Never Snowed. Afterwards It Did adlı bir EP yayınladılar. Edward Scissorhands'den alıntılanan albüm adı, içine kapanık romantik çocuklar olduklarını düşündürdü bana.
Aralık'ta sınırlı sayıda basılan Killed My Parents and Hit The Road'da ise birkaç konser kaydı ve The Smiths'ten Half A Person, Joy Division'dan Twenty Four Hours, Yeah Yeah Yeahs'den Modern Romance coverları bulunuyor. Albüm kapağı ve adı Sonic Youth'un Goo'suna bir selam. Bu güzel İskoç arkadaşların tüm kayıtlarını tavsiye ederim. Yeni albüm Eylül'de çıkacakmış, beklemeye değer.
Out from my window across from the city I have what's considered a good view Two blocks from the subway, three from the fountain Where I walk to break in new shoes Beynimi karalama defterine dönüştüren anılardan kurtulmak için ya da kurtulduğum ölçüde daha yaşanılır kılmak için eski bir izlenim olan bir konser yazısına başlamak ne güzel. Konserim Damien Jurado'nun kasım 2008 Paris La Fleche d'or adlı -haftanın her günü neredeyse canlı performansların olduğu- bir mekanda geçiyor. La Fleche d'or güzel bir mekan ama bir yandan da bana oldukça karmaşık gelen bir ziyaretçi kitlesi var.Mekan eski bir gardan bozma ve yanlış hatırlamıyorsam La Fleche d'or adlı garın treninden de ismini alıyor. Açıkcası görünüş olarak çok güzel ama konserden yükledeğim videoyu da dinlerseniz ne kadar çok gürültülü bir mekan da olduğunu görürsünüz.Tabi bunda La Fleche d'or un sadece bir konser mekanı olmamasının da payı büyük. Herneyse önemli olan Damien Jurado yu canlı dinlemek tabi ki. Konser olması gereken zamandan daha geç olmasının verdiği bir sıkılmayla başladı.Fakat Damien sahneye tek başına çıkınca farkettik ki bir sorun vardı. Grubu Ingiltere'den gelememiş ve Damien pasaportunu kaybetmişti vs. Hayli yorgun görünüyordu ve hatta sanki o an mekana gelmiş ve gelir gelmez sahneye çıkmıştı.Ama çalmaya başladığı zaman onu dinlemeye gelen seyirci hem de kendisi dinlendi. Grubu yanında olmamasına rağmen dinleyicileri müziğiyle sesine ve sözlerine bağladı.Açıkcası bu tip canlı performanslara alışık bir kitleyle izleyince konseri siz de normal bulabiliyorsunuz ama düşününce aslında bir hayal kırıklığı içinde o mekandan ayrılmadığımı söyleyemem.Ama Damien Jurado yu dinlemek yine de geçmişe baktığımda tekrar tekrar yaşayabilseydim dediğim anlardan biri olucaktır. Konserde kaydetmeye çalıştığım Ohio şarkısını sona ekliyorum umarım bir izlenim olur sizin için de.
90'ların en kendine has gruplarından Stone Temple Pilots'ın yeniden ABD'yi turladığı bugünlerde, olası bir STP albümünün umudunu taşırken, Army of Anyone'ı gözden kaçırmamak gerektiğini düşünüyorum. STP'nin dağılmasından sonra gitarist ve basçı DeLeo kardeşler davula Ray Luzier'i, vokale de Filter'dan Richard Patrick'i alarak Army of Anyone'ı oluşturur. 2006 Kasım'ında ilk ve tek albümleri Army of Anyone yayınlanır. 2007 Mayıs'ında da grup son konserini verir ve dağılır. Bu kısa süre içinde bir de turne yaparlar. Army of Anyone, STP'nin bütün enerjisini içeriyor DeLeo'lar sağolsun. Utanmasam Scott'sız STP diyeceğim (ayıp olur diye demiyorum). Leave It ve Father Figure Core'dan, It Doesn't Seem to Matter Purple'dan fırlamış gibi. Patrick'in sesinin zaman zaman Weiland'a benzediğini söylemek de mümkün (kendisi için pek olumlu olmasa da). Weiland Velvet Revolver'da ego sıradağlarına toslarken arkadaşlar sakin kafayla mis gibi bir albüm yapmış. Lakin satmamış. Eskileri bırakamayan, bırakmak istemeyenlere tavsiyemdir. Müstakbel STP albümünü beklemek için bir sebeptir. Kısa ömürlü olsa da dinlemeye değer bir gruptur. Örnek mahiyetinde beğeninize sunduğum Leave It, DeLeo imzasını alnının ortasında taşıyor.
Okuyan herkesin farkettiği gibi bir süredir Paris'ten yazıyoruz.Paris konserleri, Paris'te keşfedilen gruplar derken birden karşıma My Summer as a Salvation Soldier çıkıyor.Öncelikle My Summer... dan daha sonra hiç düşlemediğim şekilde dinlemiş olduğum konserinden biraz bahsedeceğim.My Summer as a Salvation Soldier bazı yerlerde .... army soldier olarak da geçiyor, izlandalı Þórir Georg Jónsson'in kendi deyimiyle grubunun ismi.2004 "I BELIVE IN THIS" albümünden sonra "Best Newcomer of the year 2004" adlı İzlanda müzik ödülünü almış ve daha sonra 2006 "ANARCHISTS ARE HOPELESS ROMANTICS" bu albümden sonra farklı ülkelerdeki konserler vermiş.Amerika'da kısa bir dönem yaşamış onu da unutmayalım (Austin-TX).Herneyse myspace de yazdığına göre son albüm "ACTIVISM "de bu geziden izler taşıyormuş.My Summer.. ın müziği, nasıl söylemek doğru olur tam olarak sınıflandırmak istemiyorum ama sesinin müziğindeki payı büyük onun dışında şiirsel yanını da görmemek elde değil.Bir de ilhamlarından biri Nick Drake ve yeteneği-sesi Bonnie Prince Billy ve Bill Callaghan ile karşılaştırılınca (ya da benzetme diyebiliriz) fazla söze gerek kalmayacaktır.Son olarak mini-konserden bahsetmek istiyorum, nette rastgele gezerken Paris'te ilk kez düzenlenecek olan Air d'Islande film festivalinin sayfasına rastladım, programa bakarken kasım 6 concert:My summer as a salvation soldier yazısını gördüm ve tabiki sevindim :) La Filmothéque adlı Paris'in entellektüellerinin (belki de eski entelektüellerinin demek daha doğru olur) uğrak mekanı Quartier Latin'de, gerçek sinefillere özgü bir sinema salonundaydı konser.Filmden çıkıp my summer... dinlemek için bekledik birden etraftaki izlandalı popülasyonun arttığını farkettik bu gerçekten güzeldi :) herneyse içeri girdik Þórir film sahnesinin önüne konulan sandelyeye geçti ve tamamen akustik (evinde çalar gibi)kara kaplı defterine yazdığı şarkı listesinden çalmaya başladı.Nasıl desem yazdığı en eski şarkı olduğunu söylediği "canada oh canada" canlı dinlemek çok güzeldi.Bir saat nasıl geçti anlamadım.Konser bitti ama hikaye bitmedi film salonunda tanıdık biri daha vardı çok geç farkettiğim içim kendime kızıyorum ama konseri İzlandalı yönetmen Dagur Kári ile birlikte dinledik.Hersey hızlı gelişti farketmem geç oldu ama düşüncesi bile güzel.Yazıyı konserde çekmeye çalıştığımız ankete pek uymayacak ama yine de anı olsun diye kısa bir video ekleyerek bitirmek istiyorum.Videomuz,"This Is A Long Drive For Someone With Too Much To Think About" ın ilk bölümüdür.
For a Minor Reflection, Reykjavik'li bir enstrümantal post-rock grubu. İlk albümleri "Reistu þig við, sólin er komin á loft..."u kendileri kaydedip yayınlamışlar. Iceland Airwaves müzik festivalinde sahne almanın dışında en büyük başarıları Sigur Rós'a Avrupa turnesinde eşlik etmeleri. Sigur Rós kendilerini o kadar tutuyor ki "Mogwai'yi geçebilecek potansiyele sahip" demişler bu çocuklar için (Kjartan, Goggi'nin kardeşiymiş lan!). Sahnede minicik duran (yaş itibariyle) For a Minor Reflection, seyirciyi kısa sürede coşturuyor. Ayrıca Sigur Rós'a Festival şarkısında eşlik ediyorlar. Konserden sonra da promosyon için cd-tişört vesaire satıyorlar standda. Hem sahne performanslarını hem albümlerini iyi bulduğum bu genç arkadaşları tavsiye ederim. Kendileri Kjartan Holm (gitar), Guðfinnur Sveinsson (gitar, piyano), Elvar J. Guðmundsson (bas gitar) ve Jóhannes Ólafsson (davul).